Aynı üniversite.
Aynı şehir.
Aynı bölüm.
Ama iki farklı hikâye.
Biri birkaç yıl sonra dönüp “iyi ki gelmişim” diyor. Diğeri ise “keşke hiç gelmeseydim” cümlesini kuruyor.
İşin ilginç tarafı şu:
Bu iki öğrencinin imkânları çoğu zaman birbirine çok yakın. Aynı hazırlık fakültesinde okuyorlar, aynı derslere giriyorlar, aynı sınavlara hazırlanıyorlar hatta aynı yurtta yaşıyorlar.
Ama sonuçlar bambaşka oluyor.
Burada mesele Rusya değil. Üniversite de değil. Hatta çoğu zaman bölüm bile değil.
Asıl fark, yaklaşım farkı.
Rusya’da üniversite okumak, bazı öğrenciler için hayatlarının en öğretici ve dönüştürücü deneyimine dönüşürken, bazıları için neden bu kadar yıpratıcı oluyor?
Neden biri sistemin içinde güçlenirken, diğeri aynı sistemde dağılıyor?
Bu yazıda ne üniversiteleri karşılaştıracağız, ne şehirleri öveceğiz. Bu yazı, Rusya’da üniversite okumanın neden aynı şartlarda bu kadar farklı sonuçlar doğurduğunu anlatıyor.
Çünkü bu farkı anlamadan verilen her karar, eksik kalır. Bazen ayırmadığımız 15 dakikanın bedelini ağır bir şekilde ödeyebiliriz.
Beklenti Farkı: Gerçekle Gelenle Hayalle Gelen Arasındaki Çarpışma
Rusya’da üniversite okumanın harika ya da felaket olmasının en temel sebebi, öğrencinin buraya nasıl bir beklentiyle geldiğidir. Bu beklenti ya seni ileri atar yada hiç istemediğimiz noktaya getirir.
Harika bir deneyim yaşayan öğrenciler, buraya gelmeden önce şunu kabul eder:
Bu süreçte zorluk olacak.
Dil zorlayacak.
Kültür şaşırtacak ve yoracak. Eğitim temposu alışılmışın dışında olacak.
Yani zihinsel olarak zorluklara hazırlıklıdır. Bunu hafife almamalısın çünkü kimse Rusya’da eğitim almak istediğinde hayatını mahvetmek istemiyor ama beklentiler buna sebep olabiliyor.
Felaket yaşayan öğrenciler ise genelde süreci olduğundan daha kolay hayal eder.
“Sınavsız”, “rahat”, “zaten geçilir” gibi kelimelerle gelir.
Bu kelimeler, ilk aylarda gerçeklerle çarpışır ve neye uğradığını şaşırtır.
İlk sınav.
İlk dil bariyeri.
İlk yalnızlık hissi.
Ve o noktada şok başlar.
Buradaki fark çok nettir:
Hazırlıklı gelen öğrenci zorlanır ama şaşırmaz.
Hazırlıksız gelen öğrenci zorlanır ve hayal kırıklığı yaşar.
Hayal kırıklığı ise motivasyonu yerle bir eder. Buraya bir örnek eklemek istiyorum.
Rusya’ya hukuk okumaya gelen bir öğrenci vardı, arada karşılaşır sohbet ederdik. Yapısı dil öğrenmeye yatkındı ama her sohbette ya bana sınavsız diyorlardı e sınav var diyordu, 10 defa anlatsam da kabullenmek istemiyordu, sonrasında burs kazandı ve sınava dahi gerek kalmadı direkt bölüme geçiş hakkı vardı ve ona rağmen bırakıp Türkiye’ye döndü, Beklentileri o kadar yüksekti ki hocaların veya sınıf arkadaşlarının gelip kırmızı halı serilmesini bekliyordu resmen. Yüksek beklenti felakettir.
Sahiplenme Farkı: Misafir Gibi Yaşayanlarla Süreci Üstlenenler
Rusya’da üniversite okuyan öğrenciler ikiye ayrılır.
Bir grup, bu süreci geçici bir durum gibi yaşar. Sanki buraya “katlanıyordur”.
Her şey geçici, her şey mecburiyet gibidir.
Bu öğrenciler:
-Sürekli Türkiye ile kıyas yapar
-Bulunduğu yeri benimsemez
-Sistemi anlamaya çalışmak yerine sistemle kavga eder
Bu yaklaşım, öğrenciyi baştan kaybettirir. Bu grup kesinlikle uzak durulması gereken gruptur, en yakın arkadaşınız dahi olsa yavaştan yolunuzu ayırın, ne kadar erken o kadar iyidir aksi takdirde sizi de zehirlerler. Sağlam çevre, sağlam mental olmazsa olmazınız olmalı.
Diğer grup ise şunu söyler:
“Buradayım ve bu sistemi çözmek zorundayım.”
Her şeyi sevmek zorunda değildir. Ama bulunduğu yerin kurallarını kabul eder.
Uyum sağlamaya çalışır.
Rusya’yı otel gibi görenler, en ufak rahatsızlıkta şikâyet eder. Rusya’yı bir sistem olarak görenler ise uzun vadeli düşünür.
Ve zamanla bu fark, akademik sonuçlara da yansır. Kısacası sen buraya turist olarak gelmiyorsun. Rusya’da üniversite okumak demek en az 5 yıl demektir, ya sev ya terket demiyorum ama alışmalısın diyorum. Mesela Rusya’da restauranta girdiğimiz de montumuzu askıya asarız, Ruslar dışarıdan gelindiği için montun kirli olduğunu ve asılması gerektiğini düşünürler, ayrıca genel anlamda rahat yemek yenmesi içinde bence böyle gerekiyor. Buna dahi itiraz eden bu ne ya diyen öğrenciler vardı, basit olmalısın toplumun alışkanlıklarına karşı olmamalısın.
Yalnızlıkla Kurulan İlişki: Kaçınılmaz Gerçek
Yurt dışında üniversite okuyan herkes yalnızlık yaşar. Bu kaçınılmazdır ve anormal değildir.
Harika bir deneyim yaşayan öğrenciler, yalnızlığı geçici bir dönem olarak görür.
Bu süreci:
-Kendini tanımak
-Dil geliştirmek
-Rutin kurmak
için kullanır.
Felaket yaşayan öğrenciler ise yalnızlığı kişisel bir başarısızlık gibi algılar. “Ben burada yapamıyorum” düşüncesi başlar. İçe kapanma ve kopuş süreci hızlanır.
Oysa gerçek şu:
Yalnızlık, yönetilmezse yıpratır.
Ama doğru yönetilirse güçlendirir.
Yeni gelen öğrencilerle tanıştığımda ilk soruları, nasıl arkadaş edindin ? insanlarla konuşmaya çalışıyorum ama olmuyor ne yapmalıyım ? gibisinden sorulardı, yanıldıkları nokta şu oluyor: 1 cümle kuramadan konuşmaya çalışmak veya hiç ders çalışmadan, kelime öğrenmeden konuşmayı denemek. Bu mantıken imkansız bir deneme, birşey bilmeden konuşamayız sadece dinleyebiliriz. Hatta anadilimizde dahi anlamadığımız bir konuda sohbet döndüğünde ne oluyor ne anlatıyor bunlar diyoruz kendi kendimize, Rusçada da aynı durum geçerli, zaman tanımalısınız kendinize.
Zorluk Karşısındaki Refleks: Kaçmak mı, Uyum Sağlamak mı?
Rusya’da üniversite okurken herkes zorlanır. Bu sistem kimseye torpil geçmez.
Ama aynı zorluk, iki farklı öğrencide iki farklı sonuç doğurur.
Biri şunu sorar:
“Neden böyle?”
Diğeri şunu sorar:
“Buna nasıl uyum sağlarım?”
Bu iki soru arasındaki fark, öğrencinin kaderini belirler.
Sürekli “neden” sorusuna takılan öğrenci yorulur. “Nasıl” sorusunu soran öğrenci çözüm üretir.
Rusya’daki üniversite sistemi, uyum sağlayabilen öğrencileri taşır. Bu iyi ya da kötü olduğu için değil, böyle olduğu için.
Bu gerçeği kabul eden öğrenciler güçlenir. Sürekli kavga edenler ise tükenir.
Rusya’da eğitim size güllük gülistanlık vaat etmiyor aksine sıkı çalışma, istikrar ve güçlü eğitim vaat ediyor. Nereye geldiğinizi bilerek gelirseniz hayal kırıklığı yaşamazsınız.
Uzun Vadeli Bakabilme: Bir Ay mı, Beş Yıl mı?
Felaket yaşayan öğrencilerin en büyük ortak noktası kısa vadeye sıkışmalarıdır.
Bir sınav. Bir kötü hafta. Bir moral bozukluğu.
Ve hemen büyük kararlar.
Harika bir deneyim yaşayan öğrenciler ise süreci bütün olarak görür.
Bir dönemi, tüm yolculukla eşitlemez.
Rusya’da üniversite okumak uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta herkes tökezler.
Ama herkes kalkamaz.
Kalkanlarla kalkamayanlar arasındaki fark, sabır ve perspektiftir.
Rusya’da üniversite okumak akademik olarak zor değil; yanlış beklenti ve hazırlıksızlık süreci zorlaştırır. Bu yazıda öğrencilerin en sık yaptığı 5 kritik hatayı, sahadan gelen gerçek deneyimlerle analiz ediyoruz. Çünkü bazen başarıyı belirleyen şey ne yapacağın değil, ne yapmaman gerektiğidir.
Yorumlar