Rusya da Üniversite Sürecini Sabote Eden 5 Yaygın Yanlış

Rusya’da üniversite eğitimi almaya giden öğrencilerin büyük bir kısmı aynı noktada tökezliyor.
İlginç olan şu: Üniversite, şehir ve bölüm farklı olsa da yapılan hatalar neredeyse birebir aynı.
Bu hatalar ne zekâ eksikliğinden ne de kapasite yetersizliğinden kaynaklanıyor.
Çoğu zaman sebep çok daha basit: yanlış beklenti ve hazırlıksızlık.

Bu yazıyı yazma sebebim kimseyi eleştirmek değil. Ama bazı şeyleri de yumuşatacak hâlim yok. Çünkü bu hatalar eğitim hayatını sadece zorlaştırmıyor; bazen tamamen yarıda bırakılmasına sebep oluyor.

Rusya’da üniversite okumak isteyen öğrencilere genelde “ne yapmaları gerektiği” anlatılır.
Bu yazıda ise tam tersini yapacağım.
Rusya’da üniversite hayatını kökten etkileyen ve yapılmaması gereken hataları açık açık konuşacağız.

Çünkü bu hataları bilmek bazen doğru adımı atmaktan çok daha değerlidir. En azından ne yapmayacağımızı net bir şekilde bileceğiz. Bunlar bir günde karar verilmiş bilgiler değil ayrıca; yılların deneyimi.

Hata 1: ‘Sınavsız’ Kelimesine Fazla Güvenmek

Rusya’da üniversite okumaya karar veren öğrencilerin büyük bir kısmı, daha ilk aşamada aynı kelimeye fazla güveniyor: “sınavsız.”
Bu kelime kulağa çok rahatlatıcı geliyor. Sanki elini kolunu sallayan bölüme giriyormuş gibi bir algı oluşuyor. Ama gerçek tam olarak böyle değil.

Evet, Rusya’da üniversiteler Türkiye’deki gibi merkezi bir sınavla öğrenci almıyor.
Ama bu, bölümlere hiç sınav olmadan girildiği anlamına gelmiyor.

Asıl sınav, hazırlık eğitiminin sonunda başlıyor.
Hazırlık fakültesini tamamlayan öğrenciler, seçtikleri bölüme göre giriş sınavlarına giriyor.

Örneğin:
● Tıp düşünenler biyoloji ve eğitim dili sınavına,
● Yazılım veya mühendislik düşünenler matematik ve eğitim dili sınavına giriyor.

“Bu sınavlar zor mu?” diye sorarsan, teknik olarak zor değil.
Ama işte tam bu noktada ikinci bir hata başlıyor: rehavet.

Bu sınavların sonucu, hazırlık eğitimi boyunca yaptıklarına birebir bağlı. Derslere düzenli giden, devamsızlık yapmayan, dili ve temel dersleri ciddiye alan öğrenciler genelde sorun yaşamıyor.
Ama “nasıl olsa geçilir” diyerek hazırlığı hafife alanlar için tablo değişiyor.

Rusya’da kimse seni zorla ders çalıştırmaz. Ama hazırlık eğitimi sırasında hocalar derslere katılım konusunda oldukça nettir. Devamsızlık arttıkça sistem seni taşımayı bırakır.

Ve bu noktada gerçek şudur:
Derslere katılım göstermeyen, hazırlığı ciddiye almayan öğrenciler için Rusya’da üniversite eğitimi kısa sürede sona erebilir.
Bu bazen bölüm sınavını geçememekle, bazen de doğrudan okuldan atılmakla sonuçlanır.

Hazırlık eğitimi sadece dil öğretmez. Aynı zamanda bölüm derslerinin temelini atar.
Bu süreci hafife alan öğrenciler için dönem sonunu beklemeden Türkiye’ye dönüş yolu açılır.

Benim gözlemime göre her yıl Rusya’ya üniversite okumaya gelen öğrencilerin önemli bir kısmı, hazırlık fakültesini tamamlayamadan geri dönüyor.
Sebep zorluk değil; yanlış beklenti.

Bu yüzden hazırlık eğitimi boyunca kendine şunu sık sık hatırlatman gerekir:
Buraya neden geldin ve bu süreci gerçekten ciddiye alıyor musun?

Hata 2: Dil Öğrenimini Ertelemek

“Dil öğrenimi ertelenir mi?” diye düşünebilirsin.
Ama Rusya’da üniversite okumaya gelen öğrenciler arasında en sık yapılan hatalardan biri tam olarak budur.

İlk haftalarda herkes motive gelir. Dil öğrenme isteği vardır, heves vardır. Ama ilk zorluklar başladığında tablo değişir.
Dersler zorlaşır, anlamakta zorlanılır. Ve o noktada şu cümle devreye girer:
“Zamanla öğrenirim.”

Bu cümle, Rusya’da eğitim hayatını bitirebilecek en tehlikeli cümlelerden biridir.
Çünkü dil öğrenimi ertelenmeye başladığı anda sadece akademik süreç değil; hayatın tamamı sekteye uğrar. Rusça burada sadece dersleri geçmek için gereken bir araç değildir.

Rusya’da üniversite eğitimi alırken:
● Dersi anlamak için dile ihtiyacın vardır.
● Sınavda kendini ifade etmek için dile ihtiyacın vardır.
● Arkadaş edinmek için dile ihtiyacın vardır.

Kısacası yaşamak için dile ihtiyacın vardır.

Dil yoksa öğrenci yalnızlaşır.
Yalnızlaşan öğrenci ise bir noktadan sonra kopar.

Bir diğer yaygın yanılgı da şudur:
“Sokakta Türkçe konuşan çok, restoranda anlaşabiliyorum.”

Bu kısa vadede rahatlatıcı gibi görünür.
Ama uzun vadede öğrenciyi bulunduğu yere bağlamak yerine olduğu yerde saydırır.

Üniversiteye geliyorsan öğrenmen gereken Rusça:
● Ne sadece sokak Rusçasıdır.
● Ne de sadece akademik Rusçadır.

İkisi birlikte yürür. Biri eksik kaldığında diğeri de çalışmaz.

Rusya’da üniversite okumayı sadece bir diploma olarak görüyorsan evet, bunu başka yerlerde de yapabilirsin.
Ama bu ülkeye gelmenin asıl farkı; uluslararası bir çevre, çok kültürlü bir sosyal hayat ve özgüvenli bir birey olma sürecidir.

Dil öğrenimini erteleyen öğrenciler bu kazanımların tamamından mahrum kalır.
Zamanla yalnızlaşır, motivasyon düşer ve dönüş fikri güçlenir.

Benim gözlemim çok net:
Dili ciddiye alan öğrenciler yalnızca derslerde değil, hayatta da daha sağlam durur.

Dil burada sadece bir ders değil; ayakta kalma aracıdır. Dil sizin her şeyinizdir. Dil öğrenimi ertelenmez.

Hata 3: Yanlış Arkadaş Çevresi

Rusya’da üniversite okurken yapılan en kritik hatalardan biri de yanlış arkadaş çevresidir.
Bu hata çoğu zaman fark edilmez. Ama etkisi ders kaçırmaktan ya da sınavdan kalmaktan çok daha yıkıcı olabilir.

Rusya’ya üniversite eğitimi almaya gelen birçok öğrenci, ilk zamanlar dil bariyerinden ötürü doğal olarak kendini güvende hissettiği insanlara yönelir. Bu da genelde sürekli Türkçe konuşulan gruplar olur.

Burada şunu net söylemek gerekiyor: Türk öğrencilerden uzak durmak değil mesele.
Ama sadece Türkçe konuşulan, kapalı grupların içine hapsolmak öğrencinin gelişimini ciddi şekilde yavaşlatır. Hatta mahveder desek de yanlış olmaz ama çok iyi yanlarını da gördüm (nadiren).

Dil gelişmez. Bakış açısı daralır. Oryantasyon süreci uzar. Güvenli alandan dışarı çıkılmaz.
Ve fark etmeden bulunduğun ülke ile arana mesafe koymaya başlarsın. Bu bizim hiç istemediğimiz bir nokta, yani kötü son.

Özellikle ilk yıl oryantasyon açısından çok önemli. Mesele hazırlığı bitirip bölüme girmek değil; bölümü tamamlayıp diploma ile dönmek ya da kalmak. Artık burası sizin tercihiniz.

Bir diğer tehlikeli çevre tipi ise sürekli şikâyet edenlerdir. Her şeyden rahatsız olan, her durumu Türkiye ile kıyaslayan, her zorlukta söylenen insanlar. En ufak yanlış anlaşılmada dahi üstüne alınan ve anında pes edenler.

Bu tip bir çevredeysen:
● Zorluklar aşılmaz (en basiti dahi).
● Sorun normalleşir.
● Şikâyet alışkanlığa dönüşür.

Oysa Rusya’da üniversite okurken ihtiyaç duyduğun şey mızmızlık değil; çözüm üretebilen insanlardır. Her sorunu büyüten değil.

Bir söz vardır, serttir ama çoğu zaman gerçektir: Bir ortamda en çok konuşan ama en az ilerleyen kişiysen yanlış yerde olabilirsin. Az konuşup çok iş yapmalısın. Seni geri çeken insanlarla değil, seninle ileriye atılan, sana Rusya’da eğitim yolunda destek olanlarla beraber olmalısın.

En tehlikeli arkadaş grubu ise sürekli “zaten döneceğiz” diyenlerdir. Bu cümle başta şaka gibi gelir. Ama zamanla her sorunun cevabı olur. Hatta seni de bu deliğin içine çeker: Bölüme giremeyeceksin, sınav zormuş, bölüme girsen dahi atılıyormuşsun…

Bir ödev zor gelir: “Boş ver, zaten döneceğiz.”
Bir öğretmen uyarır: “Çok takma, döneriz.”
Bir problem çıkar: “Buradan olmaz.”

Bu zihniyet fark ettirmeden seni de aşağı çeker. Çünkü insan en çok birlikte vakit geçirdiği insanların düşünce biçimine alışır. Bu zihniyet bizim Rusya’da üniversite okuma hayalimizi bitirir. Hafife alınacak bir durum değil.

Rusya’da üniversite eğitimi almak istiyorsan çevreni bilinçli seçmen gerekir. Kimseyle kavga etmene gerek yok. Ama herkesle de aynı yolda yürümek zorunda değilsin. Bazen böyle insanları gördüğünde merhabalaşıp devam etmen gerekir, bazen de görmezden gelmen.

Doğru arkadaş çevresi:
● Zorlandığında kaçmayı değil, çözümü konuşur.
● Şikâyet etmek yerine uyum sağlamaya çalışır.
● Seni aşağı çekmez, dengede tutar.

Bu fark çoğu zaman Rusya’da eğitimin kaderini belirler. Rusya’da okumak istiyorsan ve emeğinin, zamanının, ailenin parasının boşa gitmesini istemiyorsan bu konulara çok dikkat etmen gerekiyor.

Hata 4: Her Şeyi Danışmandan Beklemek

Rusya’da üniversite okumaya giden bazı öğrenciler sürecin büyük bir kısmını danışmanın omuzlarında sanıyor. Başta bu çok rahatlatıcı geliyor. Çünkü insan bilmediği bir ülkede, bilmediği bir sistemin içine girerken birine güvenmek istiyor. Bu çok normal. Sana hak veriyorum; ilk dostun, ilk arkadaşın oluyor.

Danışman; tanıtımda, motivasyonda, başvuru sürecinde, evraklarda, üniversite kabulünde, vize aşamasında ve ilk yerleşimde gerçekten kritik bir rol oynar. Bu noktaya kadar danışman desteği süreci ciddi anlamda kolaylaştırır. Zaten ilk hedefimiz gelmeden öncesindeki hazırlığımızın ve geldikten sonraki ilk günlerimizin güzel geçmesi.

Ama çoğu öğrencinin gözden kaçırdığı çok önemli bir kırılma noktası var.
Üniversite başladıktan sonra danışman, öğrencinin yerine okuyamaz.

Derse girmeyen bir öğrenci için danışman bir şey yapamaz. Sınava hazırlanmayan bir öğrenci için danışman çözüm üretemez. Dil öğrenmeyen, ödevlerini aksatan, devamsızlık yapan bir öğrenciyi hiçbir danışman kurtaramaz. Zaten bunları yapan öğrenci dönmeyi göze almış demektir; kendi kendini dahi kurtaramaz maalesef.

Burada sorun danışmanda değil, beklentidedir.
Bazı öğrenciler farkında olmadan sorumluluğu devreder. “Nasıl olsa danışman halleder” düşüncesiyle hareket eder. Ama üniversite sistemi böyle çalışmaz. Üniversite danışmanı değil, seni tanır.

Rusya’daki üniversiteler şunu net bir şekilde bekler: Bu öğrencinin akademik sorumluluğu kendisine aittir. Yani ödevini yapmadığında danışman değil, sen hesap verirsin; sana söylenir.

Danışman destek olur. Yol gösterir. Ama üniversite hayatında alınan kararların sonuçlarını öğrenci yaşar. Onun için bu farkı iyi anlaman gerekiyor; danışman bir araçtır.

Bu yüzden en sağlıklı yaklaşım şudur: Danışmanı bir rehber olarak görmek.
Bir taşıyıcı olarak değil. İşte o zaman en faydalı şekilde yararlanabilirsin.

Doğru danışman öğrenciyi kendine bağımlı hâle getirmez. Doğru öğrenci de danışmanı kurtarıcı olarak görmez. Bu denge kurulduğunda süreç çok daha sağlıklı ilerler. Aksi hâlde ilk ciddi akademik zorlukta hayal kırıklığı kaçınılmaz olur ve geri dönülmez şeyler yaşanabilir.

Sizi sizden başka kimse kurtaramaz. İstikrar ve düzen Rusya’da eğitimin temelidir. Herkes kendi görevini bilmeli ve öyle yaşamalıdır.

Hata 5: İlk Zorlukta Büyük Karar Vermek

Rusya’da üniversite okumaya gelen öğrencilerin önemli bir kısmı aslında tek bir hatada birleşiyor: İlk ciddi zorlukta büyük kararlar almak.

Bu zorluk bazen bir sınav olur. Bazen dili anlamamak. Bazen yalnızlık. Bazen de basit bir kültürel uyumsuzluk.

Ve o anda şu cümleler ortaya çıkar: “Bu bana göre değil.” “Yanlış karar verdim.” “Ben burada yapamayacağım.”

Bu düşünceler sürecin belirli bir noktasında herkesin aklından geçer. Burada kimse istisna değildir. Hatta benim de aklımdan defalarca geçti. Farkı yaratan şey, bu düşünceler geldiğinde ne yapıldığıdır.

Geri dönen öğrenciler bu anları son nokta gibi görür. Kalan öğrenciler ise bu anları sürecin doğal bir parçası olarak kabul eder. Ben de öyle kabul ettim. Hatta ilk üç ayımda derslerden hiçbir şey anlamıyordum ama kendime zaman tanıdım ve çok daha başarılı oldum.

İlk sınavdan kalmak bu sistemde olağan dışı bir durum değildir. Bu durumlar seni daha çok bağlamalı. Çünkü seviyeni görüyorsun ve zaten bu sınavların amacı da öğrencilerin seviyelerini görmelerini sağlamak. İlk aylarda dili tam oturtamamak çok yaygındır. Zaten Rusça veya İngilizceyi ana dili gibi bilen birinin hazırlık eğitimi alması çok istisnai bir durumdur; herkes aynı yoldan geçmektedir. İlk dönem kendini yalnız hissetmek de öyledir. Herkes ilk dönemler kendini yalnız hisseder.

Ama bu anlar karar değiştirmek için değil; kendini yeniden düzenlemek için vardır.
Sorun zorluğun kendisi değildir. Sorun, zorluğu kalıcı sanmaktır. Geçici bir duruma aşırı takılmaktır.

Rusya’da üniversite okumak uzun bir süreçtir. Bu yolculukta herkes tökezler.
Ama her tökezlemede “bırakayım” demek süreci hiç tanımadan terk etmek anlamına gelir.

Benim gözlemim şu: Geri dönen öğrencilerin büyük bir kısmı aslında akademik olarak değil; psikolojik olarak pes ediyor. Çünkü sürecin başında şunu kabullenmemiş oluyorlar:
Bu yol düz değil. Döner, YKS çalışırım; burası bana göre değil.

İlk zorlukta verilen kararlar genelde acele kararlar olur. Acele kararlar ise çoğu zaman pişmanlık getirir. Ve gerçekten getirdi de defalarca. Dönen arkadaşlarımın veya tanışlarımın hepsinin aklında hep Rusya’da eğitim kalmıştı. Anlık karar alıp hataya düşmeyin, zaman tanıyın.

Bu yüzden Rusya’da üniversite okumayı düşünen herkesin şunu bilmesi gerekir:
Zorlandığın anlar yanlış yerde olduğunu değil; yeni bir yerde olduğunu gösterir.

Büyük kararlar için acele etme.
Dur.
Analiz et.
Uyum sağlamaya çalış.

Çünkü bu süreci gerçekten yaşayanların çoğu geriye dönüp baktığında aynı şeyi söylüyor:
“İyi ki ilk zorlukta vazgeçmemişim."

 

Yorum Yazın

Mail adresiniz gizli tutulur.

Yorumlar

Bunlara da Göz At

Rusya da Üniversite Okumak Neden Bazıları İçin Harika Bazıları İçin Felaket?
Sık Yapılan Hatalar
Rusya da Üniversite Okumak Neden Bazıları İçin Harika Bazıları İçin Felaket?

Rusya’da üniversite okumak neden bazıları için fırsat, bazıları için hayal kırıklığına dönüşüyor? Başarıyı belirleyen kritik farklar.