Rusya’da üniversite eğitimi almaya giden öğrencilerin büyük
bir kısmı aynı noktada tökezliyor.
İlginç olan şu: Üniversite, şehir ve bölüm farklı olsa da yapılan hatalar
neredeyse birebir aynı.
Bu hatalar ne zekâ eksikliğinden ne de kapasite yetersizliğinden kaynaklanıyor.
Çoğu zaman sebep çok daha basit: yanlış beklenti ve hazırlıksızlık.
Bu yazıyı yazma sebebim kimseyi eleştirmek değil. Ama bazı
şeyleri de yumuşatacak hâlim yok. Çünkü bu hatalar eğitim hayatını sadece
zorlaştırmıyor; bazen tamamen yarıda bırakılmasına sebep oluyor.
Rusya’da üniversite okumak isteyen öğrencilere genelde “ne
yapmaları gerektiği” anlatılır.
Bu yazıda ise tam tersini yapacağım.
Rusya’da üniversite hayatını kökten etkileyen ve yapılmaması gereken hataları
açık açık konuşacağız.
Çünkü bu hataları bilmek bazen doğru adımı atmaktan çok daha
değerlidir. En azından ne yapmayacağımızı net bir şekilde bileceğiz. Bunlar bir
günde karar verilmiş bilgiler değil ayrıca; yılların deneyimi.
Hata 1: ‘Sınavsız’ Kelimesine Fazla Güvenmek
Rusya’da üniversite okumaya karar veren öğrencilerin büyük
bir kısmı, daha ilk aşamada aynı kelimeye fazla güveniyor: “sınavsız.”
Bu kelime kulağa çok rahatlatıcı geliyor. Sanki elini kolunu sallayan bölüme
giriyormuş gibi bir algı oluşuyor. Ama gerçek tam olarak böyle değil.
Evet, Rusya’da üniversiteler Türkiye’deki gibi merkezi bir
sınavla öğrenci almıyor.
Ama bu, bölümlere hiç sınav olmadan girildiği anlamına gelmiyor.
Asıl sınav, hazırlık eğitiminin sonunda başlıyor.
Hazırlık fakültesini tamamlayan öğrenciler, seçtikleri bölüme göre giriş
sınavlarına giriyor.
Örneğin:
● Tıp düşünenler biyoloji ve eğitim dili sınavına,
● Yazılım veya mühendislik düşünenler matematik ve eğitim dili sınavına
giriyor.
“Bu sınavlar zor mu?” diye sorarsan, teknik olarak zor
değil.
Ama işte tam bu noktada ikinci bir hata başlıyor: rehavet.
Bu sınavların sonucu, hazırlık eğitimi boyunca yaptıklarına
birebir bağlı. Derslere düzenli giden, devamsızlık yapmayan, dili ve temel
dersleri ciddiye alan öğrenciler genelde sorun yaşamıyor.
Ama “nasıl olsa geçilir” diyerek hazırlığı hafife alanlar için tablo değişiyor.
Rusya’da kimse seni zorla ders çalıştırmaz. Ama hazırlık
eğitimi sırasında hocalar derslere katılım konusunda oldukça nettir.
Devamsızlık arttıkça sistem seni taşımayı bırakır.
Ve bu noktada gerçek şudur:
Derslere katılım göstermeyen, hazırlığı ciddiye almayan öğrenciler için
Rusya’da üniversite eğitimi kısa sürede sona erebilir.
Bu bazen bölüm sınavını geçememekle, bazen de doğrudan okuldan atılmakla
sonuçlanır.
Hazırlık eğitimi sadece dil öğretmez. Aynı zamanda bölüm
derslerinin temelini atar.
Bu süreci hafife alan öğrenciler için dönem sonunu beklemeden Türkiye’ye dönüş
yolu açılır.
Benim gözlemime göre her yıl Rusya’ya üniversite okumaya
gelen öğrencilerin önemli bir kısmı, hazırlık fakültesini tamamlayamadan geri
dönüyor.
Sebep zorluk değil; yanlış beklenti.
Bu yüzden hazırlık eğitimi boyunca kendine şunu sık sık
hatırlatman gerekir:
Buraya neden geldin ve bu süreci gerçekten ciddiye alıyor musun?
Hata 2: Dil Öğrenimini Ertelemek
“Dil öğrenimi ertelenir mi?” diye düşünebilirsin.
Ama Rusya’da üniversite okumaya gelen öğrenciler arasında en sık yapılan
hatalardan biri tam olarak budur.
İlk haftalarda herkes motive gelir. Dil öğrenme isteği
vardır, heves vardır. Ama ilk zorluklar başladığında tablo değişir.
Dersler zorlaşır, anlamakta zorlanılır. Ve o noktada şu cümle devreye girer:
“Zamanla öğrenirim.”
Bu cümle, Rusya’da eğitim hayatını bitirebilecek en
tehlikeli cümlelerden biridir.
Çünkü dil öğrenimi ertelenmeye başladığı anda sadece akademik süreç değil;
hayatın tamamı sekteye uğrar. Rusça burada sadece dersleri geçmek için gereken
bir araç değildir.
Rusya’da üniversite eğitimi alırken:
● Dersi anlamak için dile ihtiyacın vardır.
● Sınavda kendini ifade etmek için dile ihtiyacın vardır.
● Arkadaş edinmek için dile ihtiyacın vardır.
Kısacası yaşamak için dile ihtiyacın vardır.
Dil yoksa öğrenci yalnızlaşır.
Yalnızlaşan öğrenci ise bir noktadan sonra kopar.
Bir diğer yaygın yanılgı da şudur:
“Sokakta Türkçe konuşan çok, restoranda anlaşabiliyorum.”
Bu kısa vadede rahatlatıcı gibi görünür.
Ama uzun vadede öğrenciyi bulunduğu yere bağlamak yerine olduğu yerde saydırır.
Üniversiteye geliyorsan öğrenmen gereken Rusça:
● Ne sadece sokak Rusçasıdır.
● Ne de sadece akademik Rusçadır.
İkisi birlikte yürür. Biri eksik kaldığında diğeri de
çalışmaz.
Rusya’da üniversite okumayı sadece bir diploma olarak
görüyorsan evet, bunu başka yerlerde de yapabilirsin.
Ama bu ülkeye gelmenin asıl farkı; uluslararası bir çevre, çok kültürlü bir
sosyal hayat ve özgüvenli bir birey olma sürecidir.
Dil öğrenimini erteleyen öğrenciler bu kazanımların
tamamından mahrum kalır.
Zamanla yalnızlaşır, motivasyon düşer ve dönüş fikri güçlenir.
Benim gözlemim çok net:
Dili ciddiye alan öğrenciler yalnızca derslerde değil, hayatta da daha sağlam
durur.
Dil burada sadece bir ders değil; ayakta kalma aracıdır. Dil
sizin her şeyinizdir. Dil öğrenimi ertelenmez.
Hata 3: Yanlış Arkadaş Çevresi
Rusya’da üniversite okurken yapılan en kritik hatalardan
biri de yanlış arkadaş çevresidir.
Bu hata çoğu zaman fark edilmez. Ama etkisi ders kaçırmaktan ya da sınavdan
kalmaktan çok daha yıkıcı olabilir.
Rusya’ya üniversite eğitimi almaya gelen birçok öğrenci, ilk
zamanlar dil bariyerinden ötürü doğal olarak kendini güvende hissettiği
insanlara yönelir. Bu da genelde sürekli Türkçe konuşulan gruplar olur.
Burada şunu net söylemek gerekiyor: Türk öğrencilerden uzak
durmak değil mesele.
Ama sadece Türkçe konuşulan, kapalı grupların içine hapsolmak öğrencinin
gelişimini ciddi şekilde yavaşlatır. Hatta mahveder desek de yanlış olmaz ama
çok iyi yanlarını da gördüm (nadiren).
Dil gelişmez. Bakış açısı daralır. Oryantasyon süreci uzar.
Güvenli alandan dışarı çıkılmaz.
Ve fark etmeden bulunduğun ülke ile arana mesafe koymaya başlarsın. Bu bizim
hiç istemediğimiz bir nokta, yani kötü son.
Özellikle ilk yıl oryantasyon açısından çok önemli. Mesele
hazırlığı bitirip bölüme girmek değil; bölümü tamamlayıp diploma ile dönmek ya
da kalmak. Artık burası sizin tercihiniz.
Bir diğer tehlikeli çevre tipi ise sürekli şikâyet
edenlerdir. Her şeyden rahatsız olan, her durumu Türkiye ile kıyaslayan, her
zorlukta söylenen insanlar. En ufak yanlış anlaşılmada dahi üstüne alınan ve
anında pes edenler.
Bu tip bir çevredeysen:
● Zorluklar aşılmaz (en basiti dahi).
● Sorun normalleşir.
● Şikâyet alışkanlığa dönüşür.
Oysa Rusya’da üniversite okurken ihtiyaç duyduğun şey
mızmızlık değil; çözüm üretebilen insanlardır. Her sorunu büyüten değil.
Bir söz vardır, serttir ama çoğu zaman gerçektir: Bir
ortamda en çok konuşan ama en az ilerleyen kişiysen yanlış yerde olabilirsin.
Az konuşup çok iş yapmalısın. Seni geri çeken insanlarla değil, seninle ileriye
atılan, sana Rusya’da eğitim yolunda destek olanlarla beraber olmalısın.
En tehlikeli arkadaş grubu ise sürekli “zaten döneceğiz”
diyenlerdir. Bu cümle başta şaka gibi gelir. Ama zamanla her sorunun cevabı
olur. Hatta seni de bu deliğin içine çeker: Bölüme giremeyeceksin, sınav
zormuş, bölüme girsen dahi atılıyormuşsun…
Bir ödev zor gelir: “Boş ver, zaten döneceğiz.”
Bir öğretmen uyarır: “Çok takma, döneriz.”
Bir problem çıkar: “Buradan olmaz.”
Bu zihniyet fark ettirmeden seni de aşağı çeker. Çünkü insan
en çok birlikte vakit geçirdiği insanların düşünce biçimine alışır. Bu zihniyet
bizim Rusya’da üniversite okuma hayalimizi bitirir. Hafife alınacak bir durum
değil.
Rusya’da üniversite eğitimi almak istiyorsan çevreni
bilinçli seçmen gerekir. Kimseyle kavga etmene gerek yok. Ama herkesle de aynı
yolda yürümek zorunda değilsin. Bazen böyle insanları gördüğünde merhabalaşıp
devam etmen gerekir, bazen de görmezden gelmen.
Doğru arkadaş çevresi:
● Zorlandığında kaçmayı değil, çözümü konuşur.
● Şikâyet etmek yerine uyum sağlamaya çalışır.
● Seni aşağı çekmez, dengede tutar.
Bu fark çoğu zaman Rusya’da eğitimin kaderini belirler.
Rusya’da okumak istiyorsan ve emeğinin, zamanının, ailenin parasının boşa
gitmesini istemiyorsan bu konulara çok dikkat etmen gerekiyor.
Hata 4: Her Şeyi Danışmandan Beklemek
Rusya’da üniversite okumaya giden bazı öğrenciler sürecin
büyük bir kısmını danışmanın omuzlarında sanıyor. Başta bu çok rahatlatıcı
geliyor. Çünkü insan bilmediği bir ülkede, bilmediği bir sistemin içine
girerken birine güvenmek istiyor. Bu çok normal. Sana hak veriyorum; ilk
dostun, ilk arkadaşın oluyor.
Danışman; tanıtımda, motivasyonda, başvuru sürecinde,
evraklarda, üniversite kabulünde, vize aşamasında ve ilk yerleşimde gerçekten
kritik bir rol oynar. Bu noktaya kadar danışman desteği süreci ciddi anlamda
kolaylaştırır. Zaten ilk hedefimiz gelmeden öncesindeki hazırlığımızın ve
geldikten sonraki ilk günlerimizin güzel geçmesi.
Ama çoğu öğrencinin gözden kaçırdığı çok önemli bir kırılma
noktası var.
Üniversite başladıktan sonra danışman, öğrencinin yerine okuyamaz.
Derse girmeyen bir öğrenci için danışman bir şey yapamaz.
Sınava hazırlanmayan bir öğrenci için danışman çözüm üretemez. Dil öğrenmeyen,
ödevlerini aksatan, devamsızlık yapan bir öğrenciyi hiçbir danışman kurtaramaz.
Zaten bunları yapan öğrenci dönmeyi göze almış demektir; kendi kendini dahi
kurtaramaz maalesef.
Burada sorun danışmanda değil, beklentidedir.
Bazı öğrenciler farkında olmadan sorumluluğu devreder. “Nasıl olsa danışman
halleder” düşüncesiyle hareket eder. Ama üniversite sistemi böyle çalışmaz.
Üniversite danışmanı değil, seni tanır.
Rusya’daki üniversiteler şunu net bir şekilde bekler: Bu
öğrencinin akademik sorumluluğu kendisine aittir. Yani ödevini yapmadığında
danışman değil, sen hesap verirsin; sana söylenir.
Danışman destek olur. Yol gösterir. Ama üniversite hayatında
alınan kararların sonuçlarını öğrenci yaşar. Onun için bu farkı iyi anlaman
gerekiyor; danışman bir araçtır.
Bu yüzden en sağlıklı yaklaşım şudur: Danışmanı bir rehber
olarak görmek.
Bir taşıyıcı olarak değil. İşte o zaman en faydalı şekilde yararlanabilirsin.
Doğru danışman öğrenciyi kendine bağımlı hâle getirmez.
Doğru öğrenci de danışmanı kurtarıcı olarak görmez. Bu denge kurulduğunda süreç
çok daha sağlıklı ilerler. Aksi hâlde ilk ciddi akademik zorlukta hayal
kırıklığı kaçınılmaz olur ve geri dönülmez şeyler yaşanabilir.
Sizi sizden başka kimse kurtaramaz. İstikrar ve düzen
Rusya’da eğitimin temelidir. Herkes kendi görevini bilmeli ve öyle yaşamalıdır.
Hata 5: İlk Zorlukta Büyük Karar Vermek
Rusya’da üniversite okumaya gelen öğrencilerin önemli bir
kısmı aslında tek bir hatada birleşiyor: İlk ciddi zorlukta büyük kararlar
almak.
Bu zorluk bazen bir sınav olur. Bazen dili anlamamak. Bazen
yalnızlık. Bazen de basit bir kültürel uyumsuzluk.
Ve o anda şu cümleler ortaya çıkar: “Bu bana göre değil.”
“Yanlış karar verdim.” “Ben burada yapamayacağım.”
Bu düşünceler sürecin belirli bir noktasında herkesin
aklından geçer. Burada kimse istisna değildir. Hatta benim de aklımdan
defalarca geçti. Farkı yaratan şey, bu düşünceler geldiğinde ne yapıldığıdır.
Geri dönen öğrenciler bu anları son nokta gibi görür. Kalan
öğrenciler ise bu anları sürecin doğal bir parçası olarak kabul eder. Ben de
öyle kabul ettim. Hatta ilk üç ayımda derslerden hiçbir şey anlamıyordum ama
kendime zaman tanıdım ve çok daha başarılı oldum.
İlk sınavdan kalmak bu sistemde olağan dışı bir durum
değildir. Bu durumlar seni daha çok bağlamalı. Çünkü seviyeni görüyorsun ve
zaten bu sınavların amacı da öğrencilerin seviyelerini görmelerini sağlamak.
İlk aylarda dili tam oturtamamak çok yaygındır. Zaten Rusça veya İngilizceyi
ana dili gibi bilen birinin hazırlık eğitimi alması çok istisnai bir durumdur;
herkes aynı yoldan geçmektedir. İlk dönem kendini yalnız hissetmek de öyledir.
Herkes ilk dönemler kendini yalnız hisseder.
Ama bu anlar karar değiştirmek için değil; kendini yeniden
düzenlemek için vardır.
Sorun zorluğun kendisi değildir. Sorun, zorluğu kalıcı sanmaktır. Geçici bir
duruma aşırı takılmaktır.
Rusya’da üniversite okumak uzun bir süreçtir. Bu yolculukta
herkes tökezler.
Ama her tökezlemede “bırakayım” demek süreci hiç tanımadan terk etmek anlamına
gelir.
Benim gözlemim şu: Geri dönen öğrencilerin büyük bir kısmı
aslında akademik olarak değil; psikolojik olarak pes ediyor. Çünkü sürecin
başında şunu kabullenmemiş oluyorlar:
Bu yol düz değil. Döner, YKS çalışırım; burası bana göre değil.
İlk zorlukta verilen kararlar genelde acele kararlar olur.
Acele kararlar ise çoğu zaman pişmanlık getirir. Ve gerçekten getirdi de
defalarca. Dönen arkadaşlarımın veya tanışlarımın hepsinin aklında hep Rusya’da
eğitim kalmıştı. Anlık karar alıp hataya düşmeyin, zaman tanıyın.
Bu yüzden Rusya’da üniversite okumayı düşünen herkesin şunu
bilmesi gerekir:
Zorlandığın anlar yanlış yerde olduğunu değil; yeni bir yerde olduğunu
gösterir.
Büyük kararlar için acele etme.
Dur.
Analiz et.
Uyum sağlamaya çalış.
Çünkü bu süreci gerçekten yaşayanların çoğu geriye dönüp
baktığında aynı şeyi söylüyor:
“İyi ki ilk zorlukta vazgeçmemişim."
Rusya’da üniversite okumak neden bazıları için fırsat, bazıları için hayal kırıklığına dönüşüyor? Başarıyı belirleyen kritik farklar.
Yorumlar